Hafta sonu İstanbul’da görmeniz gereken 8 yer

Yerli ve yabancı turistlerin ilgi gösterdiği İstanbul’un diğer ülkelerde olduğu gibi kesinlikle gezilip görülmesi gereken bir çok yeri de mevcut.  İşte hafta sonu İstanbul’da görmeniz gereken 8 yer.

1. Balat

Balat, son yılların en gözde rotalarından biri. Her gidişinizde sokaklarına bir yenisinin eklendiği kafeleri, antikacıları, atölyeleriyle Balat, yabancı turistlerin de ilgi odağı haline geldi. Osmanlı döneminde zengin Rumların yaşadığı bir semtti. Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne de ev sahipliği yapan Balat’ta çok sayıda kilise, ayazma ve sinagog da bulunmakta. 

Ne yapmalı?

Balat’ın dört bir yanı üçüncü dalga kahvecilerle dolu. Semti keşfettikten sonra bu kafelerden birinde sert bir kahve ile yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

Nereleri görmeli?

Rum Ortodoks Patrikhanesi, Rum Lisesi, Ahrida Sinagogu, Bulgar Kilisesi, Ayazma ve kısacası Balat’ın tüm sokakları mutlaka görmeniz gereken yerler arasında yer alıyor. Hele bir de yanınızda fotoğraf makineniz varsa sergi açacak güzellikte kadrajlar sizi bekliyor.

2. Moda

Kadıköy’ün altın çağını yaşadığını söyleyebiliriz. Yeldeğirmeni’nden Bostancı’ya kadar olan her semti son dönemin ayrı birer yıldızı konumunda. Ancak Moda bizim için en özeli olsa gerek. Bahariye’den Fenerbahçe’ye uzanan bu şirin semt, kafeleri, kitapçıları, tramvayı ve canlı hayatıyla dikkat çekiyor.

Ne yapmalı?

Moda denince akla gelen ilk şeyler waffle ve dondurma olsa gerek. Semtin sokaklarındaki mekanlarının yanı sıra iskele manzaralı kafelerde de bu lezzetlerin tadını çıkarabilirsiniz.

Nereleri görmeli?

Balat için söylediklerimiz burası için de geçerli. Sıcak hava bahanesi de olmadığına göre buyurun Moda sokaklarına. Barış Manço’nun evi, iskele, sahil, kitapçılar sizi bekliyor.

3. Polonezköy

Beykoz sınırları içinde kalan ve kentin akciğerleri olarak adlandırabileceğimiz bu bölge İstanbul’un en yeşil yerlerinden biridir. Doğa yürüyüş parkurları, çiftlikler ve pansiyonlarıyla Polonezköy sizi aynı zamanda tarih içinde bir yolculuğa davet ediyor. 1830’da Polonya’daki ayaklanmadan sonra ülkeden ayrılmak zorunda kalan hükumet başkanı Prens Adam Czartorysk tarafından kurulan köyde günümüzde de bu kültüre ait izlere rastlamak mümkün. Adını köyün kurucusu Prens Adam Czartorysk’den alan ve Lehçede Adampol günümüzde iki ülke arasındaki bağların bir nişanı konumundadır.

Ne yapmalı?

Polonezköy, İstanbul’un yanı başında özel aracınızla da çok kolay bir şekilde ulaşabileceğiniz bir konuma sahip. Bisiklet sürmek, doğa yürüyüşü yapmak ya da lezzetli bir pazar yemeği yemek isteyenler için çok sayıda alternatifin bulunduğu Polonezköy’de konaklama imkanları da bulunuyor.

4. Karaköy

Yakın zamana kadar imalatçıların, toptancıların bulunduğu Karaköy, son yıllarda inanılmaz bir dönüşüm yaşadı. Dünyanın en iyileri listelerine giren lokantaları, kafeleri ve trend mağazalarıyla Karaköy’ün ünü Avrupa’ya da ulaşmış durumda.

Ne yapmalı?

Galata ve Tophane’yi içeren bir turdan sonra Karaköy’de lezzetli bir yemeği hakettiniz. Bölgede her damak zevkine uygun seçenekler mevcut.

Nereleri görmeli?

Karaköy, liman bölgesi olduğu için özellikle geçmişte çok kültürlü bir yapıya sahipti. Rusya’da devrimden kaçanların kurduğu kiliseler, Türk Ortodoks Kilisesi, Yeraltı Camii, Fransız Geçidi, Karaköy’de mutlaka görmeniz gereken yerler arasında. Çok uzak olmayan bir gelecekte İstanbul Modern de eski evine dönecek. Resim-Heykel Müzesi’nin inşaatı da bitmek üzere.

5. Kuzguncuk

İstanbul’da mahalle kültürünü hissedebileceğiniz, asırlık sokaklarda gezebileceğiniz bu şirin semti farklı inançların da kesişim noktası. Boğaziçi kıyısında Üsküdar’a bağlı bir mahalle olan Kuzguncuk ulaşımı çok kolay bir konumda bulunuyor. Marmaray’dan Beykoz yönüne giden otobüslere bindiğinizde ya da yaklaşık 20 dakika yürümeyi tercih ettiğinizde Kuzguncuk’a ulaşabilirsiniz.

Ne yapmalı?

Her şeyden önce bu tarihi semtin sokaklarını tek tek gezmelisiniz. Her sokakta sizi bekleyen ayrı bir güzellik bulacaksınız. Tabii bunun için ayaklarınızda rahat birer ayakkabı olmasını da tavsiye ederiz. Öte yandan semtte son dönemlerde birbiri ardına açılan kafelerde bir yorgunluk kahvesi içip kitapçılara göz atabilirsiniz.

Nereleri görmeli?

Kuzguncuk Bostanı, Rum Ayios Pandelimon Kilisesi, Kuzguncuk Camii ve Kuzguncuk Sinagogu semte ilk dikkat çeken noktalar. Çok kültürlü bir yapıya sahip olan semtin mimarisine de yansıyan bu çeşitlilik mahallenin sokaklarında keşfedilmeyi bekliyor.

6. Arnavutköy – Bebek

Hafta sonu ve İstanbul kelimelerini yan yana getirince Boğaziçi’nden bahsetmemek olmaz. Arnavutköy – Bebek hattı kuşkusuz bu konuda ön plana çıkan yerler.

Ne yapmalı?

Bizim tavsiyemiz gezinize gündüz saatlerinde Bebek’ten başlamanız. Parkı, kafeleri ve mağazalarıyla ünlü bu bölgeyi elinizdeki kahveyle gezip, vaktiyle Mısır Hidivi’nin sarayı olan ve günümüzde de Mısır Konsolosluğu olarak kullanılan görkemli binanın önünden geçip Arnavutköy’e doğru yürüyün. Semtin ünlü balıkçılarını karşınızda göreceksiniz.

Nereleri görmeli?

Özellikle Arnavutköy sokakları size ilginç keşifler vaat ediyor. Çok kültürlü bir yapıya sahip olan bu semtte evlerin mimarisi de bu minvalde oldukça renkli.

7. Büyükada

Evet, kabul ediyoruz ki Büyükada yaz ayları çok kalabalık ve bu durum adanın keyfini sürmek isteyenler için büyük bir dezavantaj. Fakat artık o kalabalık günler geride kalıyor. Kışın da etkisini hissettirmeye başlamasıyla birlikte Prens Adaları’ndan en büyüğü daha tenha ve daha gezilebilir bir hal alıyor.

Ne yapmalı?

Büyükada’ya geldiyseniz mutlaka adanın etrafını boydan boya katedebileceğiniz bir bisiklet turu yapın. Bu yorucu turun ardından ise ister bir tepede isterse de sahilde keyif kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Nereleri görmeli?

Büyükada, Osmanlı döneminde ülkenin en zengin isimlerinin konutlarına ev sahipliği yapmaktaydı. İhtişamlı köşkleriyle aradan geçen onca yıla rağmen görenleri etkilemeye devam eden bu köşkleri görebileceğiniz gibi Troçki’nin sürgün yıllarında yaşadığı ve bugün harabe haldeki evin kalıntılarını keşfedebilirsiniz. Öte yandan Büyükada’nın en yüksek noktasında yer alan Aya Yorgi Kilisesi’ne çıkıp muhteşem bir ada ve deniz manzarasına dalabilirsiniz. Büyükada aynı zamanda dünyanın en büyük ahşap yapılarından biri olan Rum Yetimhanesi’ne de ev sahipliği yapmakta.

8. Galata

Doğu Roma döneminde bir Ceneviz kolonisi olan Galata, İstanbul’un fethiyle birlikte Osmanlı yönetimine girmeyi kabul eder. Tarih boyunca farklı kültürlerden insanların yaşadığı Galata’da, Türk, Rum, Ermeni, İtalyan, Yahudi ve Alman gibi farklı unsurlar yaşadı. Osmanlı’nın ticaret merkezi olan Galata, günümüzde de kente gelen turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biri.

Ne yapmalı?

Tarih seviyorsanız Galata tam size göre bir yer. Bin yıllık yapılar, sanat galerileri ve semtteki teras kafeler mutlaka ziyaret edilmeli.

Nereleri görmeli?

Önünde saatlerce bekleme pahasına tarihi Galata Kulesi’ne çıkıp İstanbul’a hayran hayran bakabilirsiniz. Öte yandan Büyük Hendek ve Küçük Hendek ile Lüleci Hendek sokaklarında harika İstanbul fotoğrafları çekebilirsiniz. Rotanızın devamında Serdar-ı Ekram Caddeesi’ndeki kafe veya mağazalara uğrayıp ardından da Yüksek kaldırım’dan Karaköy Rıhtımı’na inebilirsiniz. Karşınızda Üç imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul silueti olacak…